Endüstriyel Spora Hayır!

Archive for the ‘Livorno’ Category

Çipli taraftarlar ve Fi tipi cezaevleri gerçek oluyor!

Thursday, February 17th, 2011

Beşiktaş – Fenerbahce maçında stat bir Fi Tipi cezaevine şimdiden  dönüştürülmüştür! 116 stat kamerası, 2021 polis ve 870 özel güvenlik görevlisi statı bir hapishaneye çevirmiştir. Taraftarların çipli taraftara dönüştürülmesi de başlatılmıştır. Sporda Şiddet Yasası ile artık tüm statlar ve taratarların hapishanelere tıkılan çipli taraftarlara dönüştürülmesi başlamıştır!

Sporda Şiddet Yasasından konu ile ilgili maddeler:

”Spor alanlarında; güvenliğin sağlanması ve bu düzenlemelere aykırı davrananların tespiti amacıyla gerekli teknik donanımlar kurulacak”

”Maç biletleri elektronik sistemde oluşturulacak. Kişinin adı, soyadı, kimlik numarası ve fotoğrafı olan elektronik kart oluşturulacak. Bilet satışları bu elektronik kart üzerinden yapılabilecek. Maçlara elektronik kart ile girilebilecek.”

Daha önce taraftarlarla bu konuda İzmir’de yapılan yürüyüşlerin devamının getirilmesi ve en kısa zamanda bu yasaya karşı olan tüm taraftar gruplarının ortak hareket ederek yeni eylemlikleri belirlemesi gerekmektedir!

Çipli taraftar olmayacağız!

Statlar hapishaneye dönüşmeyecektir!

Forza Livorno

İzmir’deki taraftar yürüyüşünden bir resim:

TARAFTARLAR SÖZ, YETKİ VE KARAR HAKKI İSTİYOR…

Thursday, February 3rd, 2011

İzmir’deki yürüyüşde okunan basın açıklaması:

Futbolun bir halk sporu olması, birkaç insanın çok paralar kazanmasından dolayı değildir; tam aksine milyonların sokak aralarında, halı sahalarda, çim ve toprak sahalarda futbolu paylaşıyor olmalarındandır. Futbol onu oynayanların ve yaşayanlarındır; taraftarların, futbolcuların, antrenörlerin ve diğer futbol emekçilerindir… Futbol asla şirketlerin ve siyasi iktidarın değildir. Şirketler ve işadamları kar hırsıyla futbol kulüplerini borç bataklarına sürüklemektedir. Ve böylece bir çok kulüp iflasın eşiğine getirilmiştir. Göztepe, Kocaelispor, Sakaryaspor, Adanademirspor bunlara örnektir. Siyasi iktidarlarsa taraftar gruplarının üzerinde birer baskı aracı olmaktadır. Pankart yasakları, tribündeki herkesin kameralarla kontrol altında tutulması uygulamaları aslında tribünleri birer hapishaneye çevirme girişimleridir. AKP şu an mecliste yeni projesi ile taraftarları çipli taraftar yapmayı ve amigoları, tribün gruplarını bitirmeyi tartışmaktadır. Tribünlerdeki insanların en masum organizasyonu olan amigoluktan bile rahatsızdır AKP.
Buradan siyasileri uyarıyoruz; tribünler futbolun şenliğidir, siyasi iktidarların hapishanesi olamaz…

İnsanların spor yapma hakkı söylemi, tek başına boş bir haktır. Eğer spor tesisleri, yüzme salonları, pistler, sahalar insanlara kapalı tutulursa veya bu alanlar yetersiz kalıyorsa insanların spor yapma haklarının pratikte karşılığı yok demektir. Buradan herkese soruyoruz, günde 12 – 14 saat çalışan bir insanın nasıl spor yapma hakkı olabilir ki? Günde 12 -14 saat ağır ve sağlıksız koşullarda, stres altında çalıştırılan insanlara spor yapmalısın demek, o insanlarla dalga geçmek değildir de nedir?… Bizler insanların sadece taraftar olma hakkını değil, aktif olarak uzun süre spor yapabilmelerini, futbol oynayabilmelerini de savunuyoruz. Bu da, iş saatlerinin ve çalışma koşullarının değiştirilmesiyle, iyileştirilmesiyle mümkündür. Günlük 8 saatlik çalışma süresi ve daha iyi çalışma koşulları bu nedenle emekten yana taraftar gruplarının da talebidir. İnsanca bir yaşam ve çalışma koşulları için mücadele edenler, insanların spor ve futbol yapmalarına destek verdikleri için, taraftar grupları tarafından desteklenir.

Taraftarlarla ilgili gündeme gelen yasal düzenlemeleri yapanların hiçbiri tribünde taraftar olarak bulunmamıştır, hiçbiri taraftarları ve bizlerin kültürünü tanımamaktadırlar. ‘Sporda Şiddet Yasası’ çıkacaksa, bu konuda sporun içinden gelen taraftarların karar vermesi gerekmektedir, masa başı bürokratlarının değil!..

Biz her şeyi yaparız, biliriz edasıyla davranan, taraftarları küçümseyen siyasilere, bürokratlara sesleniyoruz: Taraftarlar kul, sizler ise Padişah değilsiniz… Taraftarlar tribünlerde sevdalandıkları takımlar için emek veren, sporu yüceltenlerdir. Ve asla yalnız değillerdir.
Futbol ve spordaki haksız uygulamaların önüne geçmek için; sigortasız, sendikasız olarak çalışmak zorunda kalan spor emekçilerinin insanca bir yaşam, güvenceli bir gelecek koşullarının teminatını oluşturacak bir Spor İş Yasası çıkartılmalıdır. Böylece, temiz bir spor anlayışı için ilk adım atılmış olur.

Stadlar polisin keyfi olarak istedikleri gibi davranabilecekleri yerler değildir. Stadlarda, kolluk güçleri taraftarlara saldırmakta, joplamakta, biber gazı sıkmakta ve stad ortamlarını terörize etmektedir. Tribünlerdeki demokrasinin önündeki en büyük engel elinde, taraftarları potansiyel suçlu olarak görerek elindeki jop ve biber gazıyla taraftarlara saldıran polislerdir. Bu nedenle polislerin stadlara girilmesi yasaklanmalıdır.

İzmir’in bir parçası olan futbol kulüplerine sahip çıkılması meselesi, biz İzmir’lilerin davasıdır. İzmir şehrinin tribünleri birer şenlik yeri olmalıdır. Küfürün, kavganın olmadığı ve polisin taraftarlara saldıramadığı bir tribünler ancak 7’den 70’e tüm İzmir’lilerin gönül verdikleri takımların tribünlerine sahip çıkmasıyla olur.
İzmir’li hemşehrilerimize sesleniyoruz: Şehrinizin tribünleri sizleri beklemektedir…

Futbolu futbol yapan tribünlerin, sadece bir paralı müşteriye dönüşmesine karşıyız. Taraftarların kulübe üye olabilmesinin önündeki engeller kalkmalıdır. Kulübün maçına bile gitmemiş, takımın tarihini ve rengini bile bilmeyen insanlar, kulüplere yönetici ve hatta başkan olabilmektedir. Ancak, yaz-kış, kar-yağmur-çamur demeden takımlarını yalnız bırakmayanlara ise hiçbir hak verilmemektedir. Bizler diyoruz ki, kim takımının kombinesini alıyorsa, kulübe otomatik olarak üye olma hakkına kavuşmalı ve takımın geleceği noktasında söz, yetki ve karar hakkına kavuşmalıdır.

İzmir gibi Türkiye’nin önemli şehrindeki 4 büyük takımın, tek bir stada mahkum edilmesi aslında hükümetin kendisi gibi düşünmeyen İzmir’e bir cezasıdır. Bucaspor’un, yerel yönetim AKP’de iken belediyenin borca sokulmak pahasına desteklenerek Süper Lige çıkartılması ve belediye seçimlerini kaybedince ise görmezlikten gelinmesi bir sorundur. Başta Göztepe olmak üzere birçok takımın maçını hafta içi mesai saatine denk gelecek şekilde saat:13.00’e alarak, bahis şirketlerine kar, taraftarlara zulüm veren bu spor anlayış ciddi bir sorundur. Bizde artık bir çözüm istiyoruz. İzmir takımları sizin kuklalarınız değil, milyonların sevdasıdır…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bizler için, “bunlar toptan anlamaz” diyordu; biz formalarımızı, atkılarımızı, bayraklarımızı aldık geldik, kendisine de kur takımını gel dedik. Ama görüyoruz ki, bugün burada değiller kendileri, yani sahaya çıkamadılar. Ve bu maçı hükmen bugün 3-0 kaybettiler.

Biat etmeyen, onurlarını koruyan, haklarını savunan, emekten yana bir tribün için demokratik tepkilerini göstermek isteyen tüm taraftarlar olarak taleplerimiz:
* Taraftar gruplarına yönelik başta pankart yasağı olmak üzere tüm yasaklar kaldırılmalıdır.
* Futbolun ve sporun yaygınlaştırılması için, spor yapmaya elverişli salonlar, pistler ve sahalar yaygınlaştırılarak halkın kullanımına açılmalıdır.
* Maç saatlerinin belirlenmesinde bahis şirketlerinin menfaatleri değil taraftarların çalışma saatleri ve istekleri dikkate alınmalıdır.
* Futbol kulüplerini borç batağına sürükleyen ve kendi çıkarları için kullanan şirket, kişi ve kurumlar yargı önüne çıkartılmalıdır.
* İzmir’deki takımların bir stada mahkum edilmesine son verilmelidir.
* Spor İş Yasası çıkartılmalıdır.
* AKP’nin taraftarlara yönelik siyasi baskınlarına ve çipli taraftar projesine son verilmelidir.

Tribünlerin demokratikleşmesi demek, ülkenin demokratikleşmesi demektir. Taraftarlar, öğrenciler, emekçiler birlikte ileri!

YAŞASIN RENKLERİN VE HALKLARIN KARDEŞLİĞİ

ENDÜSTRİYEL FUTBOLA KARŞI İZMİR’Lİ SPORSEVERLER

İşçiler, taraftarlar elele, zaferlere!

Thursday, February 3rd, 2011

Türkiye’deki emekten yana tribünlerin desteklediği UPS mücadelesi zaferle sonuçlanmıştır. Bu zaferin sahibi işçi sınıfına bin selam olsun! Tümtiş’in bu konuda açıklaması:

UPS’DE 272 GÜNDÜR SÜREN DİRENİŞİMİZ BAŞARIYLA SONUÇLANDI: ÜYELERİMİZ İŞLERİNE GERİ DÖNDÜLER

01 02 2011
Sendikamızın UPS’de yürüttüğü çalışmalar sırasında 163 işçinin işten çıkarılması sonucu başlayan ve 272 gündür süren direniş, 1 Şubat 2011 tarihinde işçiler ve sendikal hareket açısından önemli bir kazanımla sonuçlanmıştır. Sendikamız ve UPS arasındaki anlaşmazlığın çözümüne yönelik olarak bir süredir devam eden müzakereler, her iki tarafın tam mutabakatıyla imzalanan bir iyi niyet protokolüyle sona ermiştir. Bugün itibarıyle 151 işçi UPS İstanbul, İzmir, Ankara ve Balıkesir’deki UPS işyerlerinde işe başlamış, 4 aylık boşta geçen süre tazminatları taraflarına ödenmiş; işe başlamayan işçiler 12 aylık brüt ücretleri tutarı ile kıdem ve ihbar tazminatlarını almışlardır.

TÜMTİS olarak başta sabır ve cesaretle 9 ay boyunca işe geri dönme mücadelesi veren UPS işçilerine ve ailelerine; direniş alanlarını ziyaret eden, maddi ve manevi destek sunan, basın açıklamalarımıza katılan kardeş sendikalarımıza, emek örgütlerine, konfederasyonumuz TÜRK-İŞ’e, siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine ve taraftar gruplarına, direnişimizi haber yapan medya kuruluşlarına; uluslararası dayanışmanın örgütlenmesinde büyük özveri gösteren üst örgütlerimiz Avrupa Taşımacılık İşçileri Federasyonu ETF’ye ve Uluslararası Taşımacılık İşçileri Federasyonu ITF’ye; dünyanın pek çok ülkesinde dayanışma eylemleri düzenleyen ETF ve ITF üyesi sendikalara teşekkür ediyoruz.

Sağlanan iş barışı sayesinde önümüzdeki dönemde sendikamız UPS işçilerinin örgütlenme hakkını kullanması ve toplu iş sözleşmesi düzeninin kurulması için çalışmalarına devam edecektir.

Tribünlere yapılan baskı ve düzenlemelere dair!

Thursday, February 3rd, 2011

Bilindiği üzere son günlerde Türk futbol kamuoyunda tribünler ile ilgili tartışmalar hız kazanmıştır. Özellikle “şiddet yasası” diye adlandırılan yasanın gündemde olduğu bu günlerde yaşanan tartışmalar ile ilgili olarak panel ve yürüyüşlere düzenlenmektedir. TATANGALAR tüm bu organizasyonlara destek verirken konu ile ilgili olarak yazılı görüşleri ise şöyledir;

Türk Futbolunda yaşanan şiddet olayları geçmiş dönemle mukayese edildiğinde büyük ölçüde azalmasına rağmen, kulüpler ve emniyet güçlerinin eksikliklerinden kaynaklanan birkaç olayın abartılmasıyla ve Türk futbolunun en büyük sorunu “taraftar şiddetidir” iddiasıyla “Sporda Şiddet Yasası” çıkartılarak taraftarlığın tamamen bitirilmesi hedeflenmektedir. Tatangalar olarak; geçen sene yaşadığımız Pendik faciası ve bu sene oynanan Beşiktaş-Bursa maçındaki olaylar buna en iyi örnektir.

Yetkililerin gerekli önlemleri almamasından kaynaklanan bu olaylarda tek sorumlu olarak taraftarı gösteren, bir kere dahi taraftar arasında maç izlemeyen, taraftarların sorunlarını bilmeyip masa başında çözmeye çalışan zihniyet, şimdi de İngiltere’de uygulanan çipli taraftar modelini Türkiye’de uygulama hazırlığındadır. Bu modelle tamamen maç güvenliğini sağlamak amaçlanırken, taraftarların güvenliği söz konusu dahi değildir. İngiltere’deki çipli modeli Türkiye’de uygulamayı düşünenler, çipli model dışında İngiltere’deki fiziki altyapı ile Türkiye’deki fiziki altyapı farkını ise hiç gündeme getirmemektedir.

Ülkemizde deplasman yapan taraftarların karşılaştığı keyfi ve taraftarı adeta baştan suçlu ilan eden muameleler, stad giriş ve çıkışlarında gösterilen keyfi ve akla izaha sığmayan uygulamalar, pankart ve diğer görsel şova dayalı yasaklar sadece tribünlerin boşalmasına yol açmaktadır.

Mevcut Sporda Şiddet Yasası’na dayanarak, İl Spor Güvenlik Kurulları sadece yanlı tutanaklarla çoğunluğu suçsuz taraftarlara savunmasız olarak ceza kesmekte ve futbol müsabakalarından men etmektedir. Ancak gerek yöneticilerin ve gerekse medyanın tahrik ve yanlı açıklamalarına karşı ya hiç yada göstermelik ceza kesilmektedir.

Türk Futbolu’nun bir başka kanayan yarası ise; maç saatlerinin bahis şirketlerinin talep ettiği şekilde ayarlanmasıdır. 2.Lig ve 3 liglerde 34 maçtan 10 nu hafta içi oynatılmakta ve bu durum gerek çalışan kesimin ve gerekse öğrencilerin maça gelememesi anlamı taşımaktadır. Bu futbolun en anlamlı yeri olan tribünlerin boş kalmasına yol açmaktadır.

Başta kulübümüz olmak üzere, Türkiye’de birçok kulüp borç batağındadır. Türkiye Futbol Federasyonu, sadece kulüplere ceza uygulayarak transfer yasağı getirmekte, buna karşın kulüplerimizin gelir gider dengesi bozulup borç batağına giderken kontrolünü yapmamakta ve herhangi bir tedbir almamaktadır. Ayrıca; kulüplerimizi bu duruma düşüren sorumsuz kişi ve kuruluşlara yönelik hiçbir yasal müeyyide de uygulanmamaktadır.

Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız konular çerçevesinde, Türk futbolunun gerçek sorunları apaçık ortada iken ve bu sorunların çözümü için hiçbir çaba sarf edilmezken, gündemi değiştirmek ve kendi eksikliklerini örtmek isteyenler, Türk Futbolunun tek sorununun taraftarların şiddeti gibi göstermeye çalışmaktadırlar.

Çözemedikleri gerçek sorunları medya gücünü kullanarak ustalıkla saklayıp yine medya gücü ile her şeyin suçlusu taraftar olarak gören zihniyet bilmedir ki futbol taraftar ile güzeldir. Mevcut ve gelecekte uygulanması düşünülenler sadece tribünlerin boşalmasına yol açacaktır.

Bu nedenlerle; İzmir’de yapılacak olan taraftar yürüyüşüne, Tatangalar olarak yukarıda saydığımız maddeler çerçevesinde destek vermekteyiz.

Saygılarımızla.
TATANGALAR

forum

“Türkiye, Kıbrıs’ın yakasını ne zaman bırakacağız?”*

Thursday, February 3rd, 2011

Forza Livorno, İtalya’da Irak’ta ölen İtalyan askerleri için tüm ülkede yas ilan edilerken, hazır biz işgalci askerler için saygı duruşunda bulmayacagız dizen Livorno tribünlerinin Türkiye’de temsilcileri olmak için bu forumu kurmuştuk.
Kıbrıs’taki Türkiyenin taraftar grupları oradaki faşist hareketle Kıbrıslılara karşı eylemlere girişince, bizlerde Türkiye’deki taraftarların başka bir sesi de var diyebilmek için, oradaki faşist güçlerle ortak hareket eden taraftar gruplarını kınıyor ve aşağıdaki açıklamamızı yayınlıyoruz!

Forza Livorno

“Türkiye, Kıbrıs’ın yakasını ne zaman bırakacağız?”*

Daha önce Ultraslan ve KKTC Çarşı ile Kuzey Kıbrıs’taki işgal rejiminin uluslararası statü kazanması için şoven gösteriler düzenleyen Genç Mücahitler, bu kez de Neoliberal saldırılara karşı düzenlenen 28 Ocak Mitingi’nden sonra “Ankara elini yakamızdan çek!” pankartını bahane ederek Kıbrıslılar’a “Or…Çocuğu” yazılı bir pankartla hakaret etmiştirler.
Şimdi söyleyin bakalım… Türk faşistlerinin Kıbrıslılara küfrettiği bir coğrafyada hâlâ işgal olmadığını mı sanıyorsunuz?! Kuzey Kıbrıs’ta Çarşı’nın ve Ultraslan’ın ülküdaşı olan Genç Mücahitler’e karşı durmak Forza Livorno’nun ve bütün enternasyonalistlerin can alıcı görevidir.
Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinin Turgut Özal zamanından beridir dayattığı “Ekonomik Paketler” kemiğe dayanmış ve Tayyip Erdoğan hükümetinin diktatörlüğü altında Kıbrıslılar’ın isyanına sebep olmuştur. 28 Ocak günü düzenlenen mitingte Kıbrıslılar’ın taşıdıkları sömürgecilik karşıtı pankartlar dikkat çekmişti. “Ankara ne paranı, ne paketini ne de memurunu istemiyoruz!” (Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası), “Ankara elini yakamızdan çek!” (Baraka Kültür Merkezi), “Talimatla yönetilmeye hayır!”, “Ankara’nın paketlerine, Acentaların işbirliğine, Hem ustalarına hem çıraklarına Direneceğiz!” (Yeni Kıbrıs Partisi) gibi pankartlar dikkat çekti. Görüldüğü gibi sloganlardan “Ankara” hiç eksik olmadı… Hiç de şaşılacak bir durum değil, çünkü Ankara’nın müdahaleciliği hiç bu kadar çıplak elle yapılmamıştı. Daha önceleri yalnızca demografik yapıyla oynayan ve kendi demokrasi kuklasını oynatan Ankara’ya artık ne demografiyle oynamak ne demokrasiyle oynamak ne ekonomiyi yerle bir etmek yetiyor… Kendisine “Anavatan” diyen her sömürgeci kara parçası gibi daha fazlasını küstahlıkla istiyor!
Genç Mücahitler adındaki ve yukarıda da bahsettiğimiz taraftar gruplarıyla birlikte hareket eden ve adada terör estiren kontrgerilla örgütü, Baraka Kültür Merkezi’ne “Or… Çocukları” şeklinde bir pankartla giderek Kıbrıs’taki Türk işgalinin geldiği aşamayı göstermiştir. Kıbrıs’ta Türk sömürgeciliği Cemil Çiçek’in ‘Sömürge valisi’ edasıyla yaptığı hakaretlere ve aşağılamalara bir yenisini eklemiştir. Asker-sivil bürokrasinin bu hezeyanları halkların devrimci mücadelesi ve dayanışmasıyla bastırılacaktır.
Faşistlerin “Kıbrıs Türk’tür, Türk kalacak!” sloganına ve “Or… Çocukları”na verilecek cevap: Biz küfür eden ve kırılan değil, birleşen ve büyüyen haritaların kardeşleşme mücadelesi için Vardık, Varız ve Varolacağız! Yaşasın halkların ve renklerin kardeşliği!

*küçük İskender [Türkiye şiiri]

Forza Livorno
Enternasyonalist Dayanışma.
enternasyonalist_kibris@yahoo.com

Forum

Izmir”deki taraftar yürüsü icin önerdiğimiz talepler:

Wednesday, January 26th, 2011
  • Taraftar gruplarına yönelik başta pankart yasağı olmak üzere tüm yasakların kalkması!
  • Futbol’un ve sporun yaygınlaştırılması spor salonlarının, pistlerin ve sahaların halkın kullanımına açılması!
  • Maç saatlerinin belirlenmesinde bahis şirketlerinin menfaatlerinin değil taraftarların çalışma saatlerinin dikkate alınması!
  • Futbol klüplerini borç batağına sürükleyen ve kendi çıkarları için kullanan şirket, kişi ve kurumların yargı önüne çıkartılması.
  • İzmir’deki takımları bir stata mahkum edilmesine son verilmesi!
  • Spor İş yasası çıkartılsın!
  • AKP’nin taraftarlara siyasi baskınlarına ve cipli taraftar projesine son!
  • Tribünlerin demokratikleşmesi demek ülkenin demokratikleşmesidir. Taraftarlar, Emekçiler Ögrenciler birlikte ileri!

Recep Tayyyip Erdoğan’a Açık Cevap!!

Sunday, January 23rd, 2011

Yaptığı konuşmada, istanbulda protestoya katılan taraftarları kücümseyerek, bunları topu görseler karakola bomba diye götürür diyen Recep Tayyip Erdoğan’a açık çağrımızdır:

Bize toptan anlamaz diyen Recep Tayyip Erdogan kur takımını gel maça, görelim kim anlamaz toptan! Taraftarız, emekten ve haklıdan yana!!


FORZA LİVORNO – GöztepeCHE – Altay YSKA – Karşıyaka Taraftarları – Bucaspor Taraftarları – ÖLÜKENT TAYFA – Fenerbahçe Taraftarları – Galatasaray Taraftarları – Beşiktaş Taraftarları – Tatangalar – Spor Emek Sen- Tümtiş – UPS İşçileri – Deri İş