Ankara Batıkent’te 22-28 Ağustos’ta gerçekleşen “Emek ve Barış Festivali” kapsamında “Sinan Kayış” adına düzenlenen 16 takımın katıldığı futbol turnuvasında aralarında forzalivorno.org’dan üyelerimizin de bulunduğu Ankaralı bir grup arkadaşımızın kurduğu “Forza Livorno” takımı şampiyon oldu.
İstanbul Süper Amatör Küme’de 2008-2009 sezonun grupları belli oldu. 72 takımla yapılması planlanan lig, Küçükçekmecespor’un 3. Lig’den düşmesi ve buna karşın İstanbul’dan 3. Lig’e takım çıkmaması nediniyle 73 takımla oynanacak. Bu nedenle 1. Grup 13, diğer gruplar 12 takımla oynanacak. Küçükpazarspor ve Esenkent Boğazköyspor ligden çekildi.
Endüstriyel Futbol’un nasıl küreselleştiğinin ve içerisinde uluslararası sermayeden bağımsız ekonomilerin bulunmasını nasıl istemediğini bir kez daha gördük. 110 yıldır halkıyla sportif etkinliklerini paylaşan ve spor içerisinde onurlu bir duruşa sahip olan Athletic Bilbao özlemini duyduğumuz futbol anlayışının somut olarak sayılı örneklerindendi.
Yeni sezon formalarını tanıtan Kırmızı beyazlı ekibin Petronor ile reklam Devamını Okuyun »
FIFA ve BM’nin tanımadığı ya da emperyalist ülkeler tarafından işgal yönetimi altında tutulan azınlık ülkelerinin futbol turnuvası olduğunu biliyor muydunuz?
Spor Eğitmeni ve Yazarı Özcan Bilir’in yöneticiliğini yaptığı panele konuşmacı olarak Forza Livorno Hareketi adına katılan Mehmet Şafak Sarı, Radikal Gazetesi Spor Yazarı İbrahim Altınsay, ODTÜ Sosyoloji Bölümü Araştırma Görevlisi Berkay Aydın, yakın dönemde kapatma saldırısıyla karşı karşıya kalmış olan Özgür Gündem Gazetesi Spor Yazarı Doğan Durgun ve Galatasaraylı eski Futbolcu Metin Kurt konuşmacı olarak katıldılar. Devamını Okuyun »
Kimi zaman; bir maç için 1.000 km. yol kat edildi, maç seyredildi, 6 aydır görülmeyen ana-baba eli öpülmeden geri dönüldü. Bir 90 dakika için, aylık maaşın dörtte biri göz kırpmadan bu yola harcandı.
Kimi zaman; eşin-sevgilinin “sadece haftanın bir gününün” birlikte geçirilmesi Devamını Okuyun »
14 senedir, Belediye Başkanlığı koltuğunda oturan ve çevremizdeki illerle mukayese edildiğinde, vizyonu ve yönetebilme kapasitesinin darlığı sebebiyle bizleri geçen yüzyıl şartlarında yaşamaya mahkûm eden zihniyetten kurtulmak için, önümüzde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Erkene alınmadığı takdirde, Devamını Okuyun »
Bir süredir yurtlarda terör estiren ülkücü çetelerin bugünkü saldırısı solcu öğrencilerce püskürtülünce, çoğunluğu öğrenci olmayan çete üyeleri silahlarına sarıldı.
Öğrencilerden bazıları gözaltına alınırken, polis otolarıyla Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Sol görüşlü öğrenciler kampusun Devamını Okuyun »
30 mart günü oynanması beklenen Juventus-Parma maçı, Parma taraftarı Matteo Bagnaresi isimli taraftarın ölmesi üzerine iptal edildi. 28 yaşındaki bayan taraftarın, Juventus taraftarlarını taşımakla görevli bir otobüs tarafından çarpılarak öldüğü belirlendi. Kazaya mola yerinde rakip taraftarlar arasında çıkan kargaşadan kurtulmak için hızlı Devamını Okuyun »
Taksim kulübünü bilir misiniz? İstanbul Ermeni cemaatinin spor kulübüydü ve İstanbul’un spor ortamında ciddi bir yeri vardı. Şimdilerde ise amatör kümede. Bugün uğurladığımız kıymetli insanı, Hrant Dink’i, onlarla analım .
Birikim dergisinin 2005 Mayıs-Haziranı’nda çıkan 193-194. sayısındaki ‘Ermeni sorunu’ dosyasının başlığıydı: ‘Bir zamanlar Ermeniler vardı.’ Türkiye’de spor alanında da bir zamanlar Ermeniler vardı. Spor araştırmacıları, Üsküdar’da Ermenilerce kurulan Raffi’yi, İstanbul’un ilk atletizm ve jimnastik kulübü sayıyorlar. Kendi parasına cemaatin topladığı yardımları katıp 1912 Olimpiyatları için Stockholm’e giderek ay-yıldızlı formayla yarışan Vahram Papazyan, unutulan bir spor efsanesidir. Basketbolun İstanbul’daki öncülerinden biri, 1930′larda Beyoğlu Halkevi’nde antrenörlük yapan Rupen Semerciyan’dır. İlk basketbol milli takımının kuruluş çalışmalarını da o yürütmüştür. Teniste, Vahram Şirinyan, 1925-1936 arasında Türkiye şampiyonalarının daimi galibiydi. Devamını Okuyun »
Son yıllarda endüstriyel futbol’un bitmek bilmeyen kazanma hırsı ve galibiyet hastalığı karşısında insan fizyolojisi durma noktasına geldi. Özel fizik geliştirme çabaları, yorucu antremanlar ve sıklaşan maç trafiğine vücutları dayanamayan futbolcu ölümlerinin artması bunun yansıması…
Yeni yıla girmeden Phill O’Donnell’ında kaybı, artık bu gidişata bir dur denmesinin gerektiğini gösteriyor. 2003′te Kamerunlu Foe’nin canlı yayında hayata veda etmesiyle insanların dikaktini çeken bu durumun artarak devam etmesi, bu yıl içerisinde de endüstiriyel futbolun “yeni iş” kazalarına sahne olacağını gösteriyor. Benficalı Miklos Feher (2004), Sao Caetano’lu Serginho (2004), Uniao Leiria’lı Hugo Cunha (2005), Elazığsporlu Gökmen Yıldıran (2006), Al Ahli oyuncusu Muhammed Abdül Vahap (2006), İngiltere Konferans Ligi takımı Hinckley United’lı Matt Gadsby (2006), Endülüs’ün genç yeteneği Antonio Puerta (2007) ve son olarak eski Celtic’li Motherwell kaptanı Phil O’Donnell (2007)…
Bu liste uzayıp giderken, futbol örgütlerinin bu konuda çaresiz kalmalarını izliyoruz. Burada ilk akla gelen sporcu ve taraftar eğlencesi mi önemli? Yoksa marka başarısı mı? ForzaLivorno forumunda bu konu üzerine bir tartışmalar sürüyor. Bakınız
5 Ocak Cumartesi günü Fortis Türkiye Kupası (A) Grubu’ndaGökçek’in onursal başkanı olduğu Ankaraspor ve Ankaragücü arasındaki maçta bir grup Ankaragüçlü taraftar ulaşım zamlarına karşı pankart açarak Büyükşehir Belediyesinin zamlarını protesto etti.
İstanbul’da dün vefat eden Futbol Federasyonu Araştırma, Planlama, Eğitim ve Geliştirme (ARPEG) Genel Koordinatörü ve Başkan Başdanışmanı Gündüz Tekin Onay için Futbol Federasyonu’nda tören düzenlendi.
Federasyon’un merkez binası önünde düzenlenen törene Futbol Federasyonu Başkanı Haluk Ulusoy, Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, milli takım antrenörleri, teknik direktörler Mustafa Denizli, Ziya Doğan, Rıza Çalımbay, Aykut Kocaman, Gençlerbirliği Kulübü Başkanı İlhan Cavcav, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Beşiktaş Kulübü’nün eski yöneticileri Murat Aksu ve Sinan Vardar, Onay’ın ailesi, yakınları ve futbol camiasının önde gelen isimleri katıldı.
1960′lı yıllarda başlayan spor emekçilerinin örgütlenebileceği bir sendika oluşturma girişimi ilk defa 1965 yılında somutlanmış ve “Türkiye Profesyonel Futbolcular Sendikası” kurulmuştu. 1975′de sendika adını “Futbol-İş” olarak değiştirtirmiş, 12 Eylül Faşist Darbesinin ardından 1984′de tüzük ve teşkilat mevzuatına uymadığı için kapatılmıştı. Son yıllarda yeniden gündeme gelen bu konu kamuoyunda tartışılır oldu. Forumumuzda da tartışılan bu konu ile ilgili yapılması gereken adımların olduğu açık.
Madde 8 Forzalivorno, sporcuların haklarını bilmek ve savunabilmek için sporcu sendikalarının kurulması düşüncesine destek verir.
Özellikle Metin Kurt‘un öncülüğünde kurulması planlanan “Spor Emekçileri Derneği”nin, sendikalaşma sürecinde bir adım olacağı görülüyor. Bu konu ile ilgili 2 Aralık’ta Yeni Şafak gazetesinde Ertan Altan, bu son süreci haberleştirdi.
Trabzonlu 12 yaşındaki genç atlet Hilal Çoşkuner, Paris’te düzenlenen törenle, 2006 Dünya Büyük Ödülünü aldı.
2006 yılında katıldığı bir atletizm yarışmasında, yere düşen rakibi için yarışı bırakarak kendisine yardım eden ve bu nedenle de Pierre de Coubertin Fair Play Ödülü’ne layık görülen Hilal Coşkuner, bugün ödülünü Paris’te aldı. Her yıl davranış, kariyer ve iletişim olmak üzere üç kategoride verilen ödüller arasından en önemlisi sayılan davranış ödülünü kazanan Coşkuner, ödül töreni sırasındaki özgüven dolu tavırlarıyla izleyicileri kendine hayran bıraktı.
Küçük Hilal’e ödülünü UNESCO Genel Direktörü Koichiro Matsuura takdim etti. Ödülünü alırken Hilal Coşkuner’e Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Başkan Yardımcısı Erdoğan Arıpınar eşlik etti. Arıpınar, DHA’ya yaptığı açıklamada, Komite Başkanı Togay Bayatlı’nın rahatsızlığı nedeniyle son anda toplantıya katılamadığını belirtti.
Pierre de Coubertin Fair Play Ödülü Türkiye’ye ilk kez gitmiyor. Aynı ödülü bundan 24 yıl öce İsmet Karababa adlı Konyalı bir futbol kalecisi almıştı. Karababa, yediği golde topun çizgiyi geçip geçmediği konusunda kararsız kalan hakeme giderek, “Çizgiyi geçtikten sonra tuttum, gol sayılmalı” demiş ve takımı bu golle küme düşmesine karşın davranışı nedeniyle ödüllendirilmişti.
Tam ismi “Athletic Club Omonia Nicosia” Yunanistan İç Savaş’ında aşırı milliyetçilerin desteklediği “Apoel FC”ye karşı solcuların kurduğu ve desteklediği Kıbrıs Rum takımdır. Omonia, İkinci Dünya Savaşı’ndan hemen sonra 1948 yılında kuruldu. Apoel’den fazla kupası vardır. Omonia ulusal takımını desteklememektedir Taraftar kitlesi ve klübüyle milliyetçiliğe ve endüstriyel futbola karşı Livorno gibi bir kimliği vardır. Stadyumlarda kızıl bayraklar ve Che pankartları açarlar. 23.400 kişilik “Yeni GSP Stadyumu”nda rakiplerini ağırlamaktadırlar.
Omonia 1953 yılında Kıbrıs Rum Kesimi Futbol Federasyonu’na üye olmasıyla birlikte Kıbrıs Birinci Lig’de oynamaya başladı. 60′lı yıllarda kulübün Kıbrıs Rum futbolunda adını duyurmasıyla 1960/61 sezonunda ilk şampiyonluğunu yaşadı. Omonia bu sezonu ikinci gelen Anorthosis Famagusta’un 7 puan önünde kapadı. Ve sonraki kupalarda da aralarında ciddi bir rekabet oluştu. Omonia 19 lig şampiyonluğu ve 12 Kıbrıs Kupası ile Kıbrıs Rum Kesimi’nin şu anki en başarılı kulübüdür, en yakın rakibi ise APOEL FC’dir. Taraftar grupları gate9 ismiyle örgütlüdür, “faşizme karşı yeşil yoldaşlar” sloganlarıdır.. Yeşil onlar için umudun ve direnişin rengidir.
15 - 17 Kasım tarihleri arasında gerçekleşen Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı’nın düzenlediği “Zonguldak’ta Spor Bienali”ne forumumuzdan “hayyam” ve “lazcapital” katıldı. Arkadaşlarımız bizi Zonguldak’ta temsil ettiler. “Spora Alternatif Bakış Oturumu”nda söz alan lazcapital forum ve duruşumuz hakkında konuşma metnini okudu.
Kazdağlarının suyunu içen, havasını soluyan, yörenin zeytini, zeytinyağıyla büyüyenler bir sabah uyandılar ki, madencilik kurallarına göre onlar meğer kazdağlı değilmiş.
MADENCİLİK YASASINA HAYIR!
‘Maden Kanunu’ ve teşvikler kapsamında bu tür işletmelere 5 yıl vergi muafiyeti, elektrikte yüzde 50 indirim, çalışanların sigorta primlerinin yüzde 50’sine muafiyet hakkı veriliyor. T.C.’ye kalması beklenen işletmenin kârından yüzde 1’lik paydan daha fazlası da maden şirketine, devletçe geri ödeniyor aslında… Buna karşılıki sarp ve dağlık bir arazi yapısına sahip olan bu yerlerde, bu faaliyetlerde kullanılacak dinamit patlatmaları, ormanlık alanların içindeki canlı türleri ile birlikte yok edilmesi, orman içerisinde yeni yolların yapılması gibi müdahaleler sonucu MTA raporlarıyla sabit heyelan tehlikesinin artması da bu yağmanın bize bırakacağı armağan…”
Konuşmacılarının eski Galatasaraylı futbolcu Metin Kurt ve gazeteci yazar Doğan Durgun’un olduğu, “Futbola Sol’dan Bakış” konulu panelimizi başarı ile gerçekleştirdik. Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi toplantı salonunda yapılan panele yaklaşık 80 kişi katıldı. Kapitalizmin futbolu hegemonyasına alarak onu endüstriyelleştirmesi, solun yıllardır futbolu afyon olarak tecrit edip tribünlerden uzaklaşması, günümüz tribünlerinin şovenist yapısı tartışılan konulardı. Panel yaklaşık 3 saat sürdü.
Ve kadınlar,
bizim kadınlarımız :
korkunç ve mübarek elleri,
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve karasabana koşulan
ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
Bugün yapılan Mersin İdman Yurdu, Bucaspor maçında Mersin İdman Yurdu taraftarları “Kırmızı Şeytanlar” saldırılara soruşturmalara uğrayan Mersin Üniversitesi Öğrencilerine destek verdi.
Maç öncesi Pozcu İşbankası önünde toplanan öğrenciler ve taraftarlar buradan Tevfik Sırrı Gür stadyumuna yürüyüşe geçtiler. Yürüyüş sırasında Mersin Üniversitesi Öğrencilerine karşı geçtiğimiz aylarda yapılan saldırılara, devamında gelişen tutuklamalara ve üniversite yönetimin açtığı soruşturmalara tepki olarak “ÖĞRENCİ KARDEŞİME DOKUNMA-KIRMIZI ŞEYTANLAR” pankartı taşındı. Yüzlerce taraflar ve öğrenci Mersin Emniyetinin aldığı geniş güvenlik önlemiyle stadyuma kadar yürüdüler. Stadyuma giriş esnasında yaşanan arbedede Polis pankarta el koydu. Tribünlerde her türden ırkçı milliyetçi içerikte pankarta izin veren güvenlik güçlerinin bu tavrı tepki çekti.
Maç 1–1 berabere biterken, bu sonuçla Mersin İdman Yurdu Lig B 2.Klasman grubunda liderliğini korudu.
Daha çok 3-5 kişinin açtığı pankartlarla tezgahlanan ırkçı gösterilerle medyaya konu olan tribünlerin bu kez Mersin’de demokrat öğrencilere sahip çıkan tavrı dikkat çekerken. “Kırmızı Şeytanlar” bundan sonradaki maçlarda da öğrencilere desteklerinin süreceğini belirttiler. (sendika.org)
-ForzaLivorno.org ne zaman kimler tarafından kuruldu ?
4 Şubat 2006 tarihinde mamalak tarafından kuruldu. Daha sonra katılan üyelerin emekleriyle kurumsal bir yapıya doğru evrildi.
-Böyle bir platform kurmaktaki amacınız neydi ?
sadece türkiyede değil, dünyada her alanda gerçekleşen endüstriyelleşme, futboluda egemenliği altına sokmuş ve tam anlamıyla endüstriyelleşme sürecini gerçekleştirmiştir. Bu hızlı ilerleme -ya da gerileme- karşısında futbolseverlerin de “birleşmesi” gerekmekteydi. Renk ayrımını esas almayan bir kitlenin bireyden genele değil, genelden bireye doğru ilerleyen bir gelişme sağlaması için kuruldu forzalivorno. Burda yapılan ve daha da yapılması istenen asla italyan liglerinde bir gelişim sağlamak değil, tamamen kendi tribünlerimizde barışçı ve kardeşçe kitleler oluşturmak çabasıdır. Ve bunu biz gerçekten çok farklı takım taraftarları olarak birlikte yapmaya çalışıyoruz.
Bu çabamızda Livorno takımı kullandığımız bir simgedir. Çünkü Livorno endüstriyel futbol anlayışı karşısında direnen ve her sene şike iddialarıyla çalkalanan, mafyanın büyük etkisinin olduğu, fabrika gibi çalışan 20 takımın yarıştığı İtalya serie A liginde azımsanmayacak başarılar kazanan bir takımdır. Takımın kaptanı Lucarelli Livornolu bir işçinin çocuğudur, kendisine getirilen milyon dolarlık teklifleri elinin tersiyle itip Livorno’da oynamaya devam etmektedir. Bunlar Endüstriyel Futbola indirilmiş darbelerdir.
-Şu anda aktif kaç üyeniz var ve ulaşabildiğiniz toplam insan sayısı nedir ?
3000′e yakın toplam üye sayımız var. Fakat bu sayı yakın gelecek zamanda geçmiş dönemlere göre daha hızlı artacaktır. Hayata belli bakış açılarında olan her insanın özlediği ve mutlaka hayallerinde bir yerlerde kalmış olan istekleri yaratmak için uğraşıyor forzalivorno. Salt sohbet ya da futbol konulu olmadığı için de “bizden” kitlelere hitap ediyor. Üniversitelerde, okullarda, alanlarda, kitlelerin seslerini duyurması gereken her yerde forzalivorno mevcut oluyor ve bu da ulaşılan toplam insan sayısını nitelikli olarak arttırıyor.
-Üyelerinizin profili hakkında kısaca bilgi verir misiniz ?(Eğitim durumları, maddi durumları, Türkiye’de hangi takımın taraftarı oldukları vs..)
Tabii ki değişik yaş ve eğitim seviyesinden bir çok üye var fakat üniversite öğrencisi ağırlıklı bir site olduğu söylenebilir. Maddi durum konusunda ülke şartlarından pek de farklı bir yerde olamayacağımız ise aşikar. Forzalivorno’nun en renkli olduğu nokta ise tam olarak hangi takımları tuttuğumuz. “Büyükler” olarak nitelendirilen takımların dışında “anadolu kulüpleri” olarak adlandırılan takımların taraftarları da küçümsenmeyecek sayıda. Yapılan bilgi alışverişleri ve tribünlerdeki son durumların karşılıklı öğrenilmesi, gelişim açısından büyük bir etkendir. Zaten ilerleyen süreçte de farklı şehirlerden bir çok tribünde “bizden” izler görmekte mümkün olacaktır.
-Türkiye’de farklı takımları tutan taraftarları bir araya getiriyorsunuz ? Üyeleriniz kendi taraftar kitlelerini Livorno’da olduğu gibi harekete geçirmek üzere çalışıyor mu ?
Livorno gibi çalışıyor olduğumuzu söylemek tabii ki tam olarak doğru olmaz. Fakat Beşiktaş-Fenerbahçe-Galatasaray taraftarlarının fazla olması, bu takımların kendi taraftarları arasında bir birliktelik olmasına da neden oluyor. Bu çerçevede de bu 3 takımın “endüstriyel futbola karşı” olan taraftar forumlarının forzalivorno ile ilişkileri mevcut. Bu ilişkiler de gözle görülür hızda tribünlere ve dolayısıyla medyaya yansıyor. Bunda forzalivorno’nun etkisi olmadığını söylemek yanlış olur. Devamını Okuyun »
Trabzonsporluların açtığı”hepimiz Trabzonluyuz, hepimiz Türk’üz” pankartları, Afyonspor taraftarının attığı ” hepimiz Ogün’üz” sloganları tribünlerde çöreklenen faşist örgütlenmeleri bir kez daha gözler önüne sermişti. Üstelik bu slogan ve pankartlar giderek karşı takımın taraftarını vatan haini ilan etmeye başlamış, stadlarda büyük kavgalar yaşanmıştı. “Halkların ve Renklerin Kardeşliği”ni savunan bizleri derin bir üzüntüye sürükleyen bu tip olaylara bir cevap Gaziantepspor - Beşiktaş maçında Gaziantepspor taraftarlarından geldi. “Hepimiz Kardeşiz” yazılı bir pankart açan Gençlik 27 grubu bu karanlık günlerde bir mum yaktı. Teşekkürler Gaziantep taraftarı.
İmza Kampanyası
Arama
Forza Livorno
Siz, futbol oyununun bir spor olduğuna inananlar... Siz, karşınızda güçlü bir rakip varsa ve eşit koşullarda yarışılırsa oyunun anlam ve değer kazanacağını düşünenler... Siz, maçlara takımınızla özdeşleşmek, rakibinize saygı duymak ve futbol gösterisi izlemek için gidenler... Siz, ülkenin bütün sporseverleri... Birleşiniz!