Ali Topu Hagop’a at!
October 13th, 2009 at 13:37
Türkiye-Ermenistan maçı ülkede kendinden bahsettirmeye başladı. Türkiye’nin artık Güney Afrika’ya gitme ihtimalinin kalmadığı bu maç, belki gruplarda şimdiye kadar ki en önemli maçı olacak. Önemi sadece geçinemeyen iki komşu ülkenin bir futbol maçındaki protokoll görüşmesi değil. Önemi başka yerlerde yatıyor.
Aynı toprakların ayrı düşürülmüş iki ayrı halkı arasında, belki bir şeylerin yeniden başlama umudu olur diye beklentilerimiz var. Ne olacak bu beklentimiz, bilmiyorum. Bursa’daki bu maç bir dönüm noktasındaki bir taş olabilir, ya bu taşa takılırız ve düşeriz ya da bu taş yolu sağlamlaştırır.
AKP hükümeti Ermenistan ile yapılan antlaşma gereği, bu maça epey bir önem veriyor, kurumları ve toplumu bu maça hazırlıyor. Yıllarca ise bu topraklarda biz tersini gördük. Ülkedeki tüm kötülüklerin sahibi, artık bu topraklarda yaşamayan Ermeniler olarak gösteriliyor, yetişen milli gençler ‘Ermeni tohumlarını’ ülkede arıyordu.
Ermeniler İstanbul’un ana rengiydi, İstanbul renksiz kaldı, Ermenilerin ve Rumların gitmesinden bu yana, ne zaman bir daha geri gelebirler bilmem, gelselerde aynı türküleri, yemekleri, sevdaları, hasretleri tekrar yaşamaya başlasak. İstanbul, Türkiye rengine, biz özlediğimiz dostlarımıza kavuşşsak. Hiç ayrılmacasına sonlardırsak bu hasreti.
Mutlu sonlar yalnızca filmlerde mi olur? Bazen korku filmi izlersiniz. Bir güvercini istanbulun belkide en güzel sokaklarının arasında kanadından ve sırtından vururlar. İstanbul’a o an kan bulutlar çöker. Öksüz kalır, matlaşır İstanbul. Yüzbinler takılır güvercinin peşine. Bir umut kalır o kalabalık bize. Birşeylerin daha değişmesini isteyenler var diye. Bunlar tarihi susturmak isteyenler değil, geçmişi ört bas etmek isteyenler değil, bunlar bu topraklardan renkleri silmeye çalışanlar değil, bunlar artık bu topraklarda kardeşliğini tel örgülerinden, duvarlardan, geçmişin gizli arşivlerinden, kan üstüne kurulmuş zenginliklerden kurtarmak isteyenlerdir.
Bursa’da bir maç oynanacak. Evlerine geri dönecekler var bu maçta. Üstümüze düşen görevler var. Tek bir maçla düzelmeyecek bu dünya tabiki. İlk önce meşin yuvarlağın beyaz kalmasını sağlayacagız. Ama hikaye asıl ondan sonra başlıyor. Kendimizle ve geçmişizle yüzleşeceğiz. Belki bir şeyleri kaybedebilceğimizi zannedebiliriz, ama halkların kardeşliğini ve bu toprakların zenginliğini tekrar kazanacağız sonunda.
Haydi barış için vuralım topa!